Gökçeada Hakkında

Gökçeada, Türkiye’nin en büyük adasıdır. Ege ile Marmara ikliminin buluştuğu noktada olan Gökçeada Türkiye’de güneşin battığı en son nokta olarak bilinir.  

Ada sessiz sakin tatil merkezlerinin başında geliyor. Gökçeada, Türkiye’nin dünyaca ünlü Antalya, Bodrum, Çeşme, Fethiye gibi tatil noktaları kadar kalabalık olmadığı gibi bu tatil merkezlerinden de konum olarak hayli uzakta bulunmaktadır. 

Gökçeada için Financial Times “Mükemmel bir yaz kaçışı için büyük ihtimalle hiç duymadığınız İtalyan Favignana, Hırvat Vis, İspanya Tabarca ve Yunan Founi ile birlikte 5 Akdeniz adasından biri” olarak kaleme almıştır.

Gökçeada kendisine bağlı 10 köyü bulunan Çanakkale’nin ilçelerinden birisidir. Konum olarak Gelibolu yarımadasının tam karşısında kalan ada için akıllarda yer etmiş en öneli özelliklerinin başında yerel lezzetlere düşkün, sakin, koşuşturma ve gece hayatından uzak sakin ve dingin bir yaşam alanı olması gelmektedir. 

Adanın tarihi oldukça eski olduğu öngörülmektedir. Muhtemelen 8 veya 9 bin yıllık bir canlı yaşamına ev sahipliği yaptığı düşünülen adada birçok uygarlık kalıntılarına rastlamak ta mümkün. Prohelen, Yunan, Ceneviz, Bizans ve Osmanlı kültürleri adaya çeşitli dönemlerde hâkim olmuştur. 

Gökçeada, suyun bol olduğu flora ve faunasındaki çeşitlilik açısından zenginlik içeren yapısının dışında organik ürünleri ile de günümüzde sesini duyurmaya başlamıştır. Özellikle 1991 yılında adada bulunan açık cezaevinin kapatılmasından sonra turizm yanında organik tarım, organik hayvancılık, spor ve yenilenebilir enerji konularında Gökçeada ciddi atılı göstermiştir. 

Adada hiçbir sanayi kuruluşu yoktur. Gökçeada kökleri İtalyanca Citta (şehir) ve İngilizcedeki Slow (yavaş) kelimelerine dayanan Cittaslow yani sakin şehir unvanına sahiptir. Bu unvana sahip dünyada 122 Türkiye’de ise sadece 5 yerleşim alanı bulunmaktadır.

Gökçeada temiz sahilleri, çok sayıda otel, pansiyon ve apart otel ile turizme hizmet vermektedir. Kötü hava koşullarında ulaşım sıkıntıları olan Gökçeada son yıllarda yapılan düzenlemeler ile bu sorunlarını da geride bırakmıştır. İstanbul Sabiha Gökçen ve Ankara Esenboğa havaalanlarından direkt uçak seferleri ile ulaşımı güçlendirilen adaya ayrıca İzmir Alaçatı arasında da deniz uçağı seferleri de başlamıştır. 

Deniz ulaşımı ise Kabatepe ve Çanakkale arasında konforlu ve modern deniz otobüsü seferleri arabalı vapur seferleri ile de desteklenmektedir. 

Adanın geleceğinin özellikle turizm alanında parlak gözükmesi birçok yatırımcıyı da Gökçeada’ya kayıtsız kalmasını engellemektedir. 

Kaleköy, Zeytinli, Bademli ve Tepeköy gibi turistik köylerin turistleri etkiledikleri yönlerin başında terkedilmiş ve otantik görüntüleri yatmaktadır. İki yüz ila beş yüz yıllık çınarlar, çamaşırhaneler, Rum Köylerindeki kilise ve manastırlar gezginlerin uğrak yerleri arasında yerlerini almışlardır. 

Adada içinde şifalı çamurlu suların bulunduğu bir de kuş cenneti bulunmaktadır. Tuz gölü ve ulaşımı hayli sıkıntılı olan Marmaros Şelalesi ve Peynir Kayalıkları ilgi çeken yerlerin arasında gelmektedir. 

Ada ayrıca rüzgâr sörfü yapmak için de hayli uygundur. Kuzey – Güney koridorunda yılın 300 günü rüzgâr estiği için Windsurf ve Kitesurf turnuvalarına da ev sahipliği yapmaktadır. Zaten adaya gelen yabancı turistlerin birçoğunun gelme nedeni de budur.

Sadece yabancı turistlerin değil geniş ve engebeli arazisinin getirdiği avantajları ile yaban hayvanlarının çok olması avcıların da Gökçeada’ya ilgisiz kalamamalarını sağlamaktadır. Ayrıca yamaç paraşütü, trekking ve safari gibi çeşitli doğa sporlarına da ev sahipliği yapan adanın çam ormanları ve su kaynakları ile dünyada ender bulunan yerler arasında bulunmasını sağlamaktadır. 

Ada olur da balık olmaz mı? Elbette olur. Hem de hem bol hem de lezzetli balıkları ile ünlü olan ada kuzu ve oğlakları ile de ünlüdür. 

Gökçeada stresten uzak, insanın doğa ile birleştiği, uzun sohbetler edebileceği, sevgililerine şiirler okuyabileceği güzel bir mekândır. Güneşin batışını eşinizin gözlerinde kaybolarak seyredebilirsiniz. 

Şenliklerinde bulunun ya da dalış yapın. Veya sörf yapın, tavernada eğlenin. Barlarda müzik dinleyin. Erkenden kalkıp güzel bir güne güzel bir köy kahvaltısı ile başlayın. Adanın muhteşem doğal güzelliklerinin tadını çıkartırken bir taraftan sırlarını keşfedin. 

 

Zeytinli Köye uğrayın. Kahvehanelerin birinde mola verip sakızlı muhallebinin tadına bakın, dibek kahvesi için. Gökçeada’nın tadını çıkartın.